1. sıfat Çok zayıf ve güçsüz, eneze, nahif"Hanın sahibi cılız bir adamdı." - S. F. Abasıyanık
2. Güçsüz, sönük (ışık)"Ambarda, tavana tutturulmuş cılız ışıklar, arada sönecekmiş gibi pırpırlanıyordu." - B. Günel
3. İnce"Bir zamanlar asma köprünün bulunduğu yerde şimdi cılız bir halat vardı." - A. Kulin
4. Basit, değersiz, önemsiz"Mimaride cılız eserler vücuda geliyordu." - B. Felek
5. zarf Güçsüz bir biçimde"Üçüncü kez aynı cümleyi söylüyordu ama şimdi çok daha cılız çıkmıştı sesi." - E. Şafak